İnsanlar hakikati arama ve ifade etme faaliyetinde, kendi mizaç ve kişilik motifiyle şekillenen idrak süzgeçlerini kullanır. Hepimiz dış dünyadan zihnimize gelen verileri, farkına varmadan değişik seviyelerde filtre ediyor, böylelikle eşya ve hadiseleri algılama ve değerlendirmede farklı bakış açılarına sahip oluyoruz. Yaratılıştan sahip olduğumuz farklı benlik ve/veya kişilik motifleri, fıtrî olarak hadiseleri 360 derecelik bir külli nazarla (bütün veçheleriyle) incelememize engeldir. Her insanın bakış açısı, yaratılıştan getirdiği mizaç motifi üzerinde şekillenen idrak ve işleme dürbünün görüş açısına ve kalitesine bağlıdır.
Bu hakikate işaret eden pek çok İslâm âlimi; insanın, hakikati pek çok perdenin arkasından müşahede ettiği için, bir hakikatin çok renklere girdiğini belirtmiştir. Bir hakikatin benlik prizmasından geçerek renklenmesinin, bir mesele hakkında farklı görüş ve yorumun ortaya çıkmasının sebebinin, farklı fıtrat (mizaç ve kişilik) motifleri olduğu, hem tarihî ilim mirasımızla, hem de modern bilimlerce ortaya konmuştur. Her insan orijinal bir âlem olmasına rağmen, insanlar arasındaki benzerlikler dikkate alınarak, insanlar kabile kabile tas-nif edilmiştir. Bu sınıflandırmanın gâyesi, öncelikli olarak insanların ihtiyaçlarına göre kendilerine hizmet götürmektir. Fıtrattan kaynaklanan bu farklılıklar, geçmişte ve günümüzde mizaç ve kişilik kavramları adı altında değerlendirilmekte ve insanlar çeşitli kriterlerden hareketle farklı mizaç ve kişilik motiflerine ayrılmaktadır. Bu kriterlerden biri, kişilerin verileri algılamada veya bilgi toplamada ağırlıklı olarak duyularını mı, yoksa sezgilerini mi; bilgiyi işleyip değerlendirirken mantık yönünün mü, yoksa hislerinin mi hâkim rol oynadığıdır.
İnsanlarda düşünmeyi yürüten zihnî potansiyel ve zekâ; hisleri üretip yönlendiren potansiyel ve merkez; bir de aksiyonu sağlayan potansiyel ve merkez olmak üzere üç temel yön vardır. Bu düşünme, hissetme ve aksiyonda bulunma merkezleri bir bütün halinde çalışır. Bu üç merkezin oluşturduğu sistemdeki her bir merkez farklı ağırlıklara sahip olduğundan farklı sistem motifleri oluşturur. Sistemi teşkil eden her bir merkezin ağırlığı farklı olduğundan, sonsuz sayıda insan mizacı yaratılırsa da, en az üç farklı temel kişilik motifi altında üç ana gruba ayırabiliriz.
Bu motifler, zihin merkezi ağırlıklı olanlar, duygu merkezi baskın olanlar ve fizikî merkezi öne çıkanlardır. Kişide hangi merkez ağırlıklı ise; diğer iki merkez, bu baskın olan merkezin hesabına çalışır. İnsan olmanın gereği olan bu fıtrî durum, hayatın her kesiminde müşahede edilmekte ve hâdiselerin nasıl şekilleneceğine tesir etmektedir. Bir misâl vermek gerekirse... Resim öğretmeninin idrak süzgeci ağırlıklı olarak duyulara dayalı verileri süzüyorsa; sezgiye, hayâl gücüne dayalı verileri idrak etmede zayıf ise, sezgi ve hayâl gücü baskın öğrencilerin, gerçekle birebir örtüşmeyen resimlerini beğenmeyecek ve farkına varmadan o öğrencilerin kendi hâkim özelliklerini ortaya koymalarına engel olabilecektir. Çünkü sezgi ve hayâl gücü baskın bir resim öğretmeni ile, beş duyuya dayalı maddî verileri algılama yönü baskın resim öğretmeninin çizdiği ve beğendiği resimler, tabii olarak farklı olacaktır. Her resim öğretmeni, farkında olmadan kendi benlik prizmasının yansıttığı resim tarzını daha çok beğenecek ve ön plana çıkaracaktır.
Yazarken fark ediliyoruz
Benzer durum, şahısların yazdığı makalelerde ve konuyu ele alış tarzlarında da görülür. İnsanoğlu farklı fıtrat motiflerinde ve mizaçlarda yaratıldığından, bir konuda yazarken, o yazıyı kendi kişilik motifleriyle renklendirir. Dolayısıyla başkası, farklı ve zıt kişilik motifine ait bir kişinin kaleme aldığı yazıyı okuduğunda, yazıyı yetersiz, mücerret ve kapalı bulabilmektedir. Bunu önlemek ve yazılardaki toplam kaliteyi artırmak için, tashih heyetinde, hem farklı alanlardan uzmanlar olmalı, hem de bu uzmanların kişilik motifleri farklı olmalıdır. Makale, sahibinin kaleminden çıktıktan sonra, farklı kişilik motiflerinden meydana gelen heyet tarafından tekrar okunmalı ve gerekli düzeltmeler yapılmalıdır. Bu yapılırsa, farklı kişilik motifinden uzman kişiler, kendi kişiliklerinin ihtiyaç duyacağı misalleri ve vurgulamaları kolaylıkla yazıya eklenmesini isteyecekler, böylelikle yazının geniş bir kitle tarafından anlaşılabilirliği sağlanacaktırr. Kolektif bir çalışmanın sonucunda şekillenen bu tip yazılar, değişik kişilik motifine sahip insanlar tarafından daha kolay anlaşılacaktır. Bu açıdan dergilerin yazı heyetleri ve tashih bölümü oluşturulurken, hem alınacak kişilerin farklı kişilik motiflerinden, hem de farklı uzmanlık sahalarından olmasına itina gösterilmelidir.
Heyetlerde bulunan kişiler, öncelikle farklı kişilik motiflerinin, farklı idrak süzgeçlerine sahip oldukları konusunda ön eğitimden geçirilmelidir. Heyetteki kişiler, eldeki projeyi kendi kabile üyelerinin ihtiyaçları noktasından değerlendirmeli ve gereken ilâveleri yapmalıdır. Zihin merkezli kişi, projeyi eline aldığında, genellikle teorik ve felsefî açıklamalara ağırlık verirken, olayın tarihî boyutunu, fizikî ve pratik hayatla olan münasebetini ve hayatın içinden misâlleri ya ihmal eder veya çok az dikkate alır. Ama aynı projeyi daha sonra fizik merkezli kişilik motifine sahip bir kişi incelerse, eldeki taslağı kolayca daha anlaşılır ve sistematik hâle getirebilir. Uygun yerlere tarihten örnekler ve hikâyeler koyarak, mevzuun anlaşılabilirliğini artırır. His merkezli bir kişi aynı metni ele aldığında ise, onu estetik açıdan inceler, konuya duygu ve hisleri harekete geçirici ifadeler koyar. Metindeki duygu eksikliğini ve hissizliği azaltır.
Aynı durum eğitim ve öğretim için de geçerlidir. Her bir kişilik motifinin öğrenme ve iletişim ihtiyaçları farklı olduğu dikkate alınır. Her öğretmenin de kendi kişilik motifinden ders anlattığı ve ödevler verdiği göz önünde tutulursa, öğretmenlerin öğretme ve iletişim tekniklerini, sınıftaki öğrencilerin kişilik motiflerini dikkate alarak zenginleştirmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle, öğretmen her kişilik motifinin dilinden ders anlatabilme maharetini kazanmalı. Yazar da, her kişilik kabilesinin anlayabileceği yazılar yazabilmesi için, farklı kişilik motifleriyle birlikte çalışmayı öğrenmelidir. Her kabilenin öğrenme ve anlama ihtiyaçlarını karşılayacak metinleri ortaya koyabilmesi için, kaleme aldığı metni, farklı mizaç ve kişiliklerin oluşturduğu meşveret potasında olgunlaştırmalı ve bu konuda alçakgönüllü olmayı öğrenmelidir. Bu noktadan dergilerde güzel ve kaliteli yazıların, ferdî dehâlardan ve usta kalemlerden daha çok, kolektif şuurla çalışan ve farklı kişilik motiflerinden oluşan yazı heyetlerinden çıkacağı unutulmamalıdır.
Mizaç ve kişilik terörü
'Mizaç ve kişilik terörü' kavramının mânâsı; kendinin ve başkalarının farklı kişilik kabilelerine ait olacağını düşünmeden, bütün insanların temelde aynı olduğu düşüncesinden yola çıkarak, herkesi kendi kişilik motifine benzetmeye çalışma ve farklı kişilik motiflerine saygı göstermemedir.
Mizaç ve kişilik terörünün tehlikelerinden biri, birbirine benzeyen tek tip insanlar yetiştirmeye kapı açmasıdır. Aile içi çatışmaların büyük bir kısmı, aile fertlerinin farklı kişilik motiflerine sahip olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü anne ve baba, her bir çocuğun hususi bir sanat eseri olduğunu unutup, onların kendileri gibi olmasını ve davranmasını istemektedir. Halbuki her bir aile üyesi, diğer fertlerin kişilik motiflerini ve ihtiyaçlarını anlaması ve öğrenmesi gerekmektedir ki, aile içi çatışmalar yerini saygı ve huzur iklimine bırakabilsin. Eğer aile fertleri arasında böyle bir farkına varma yoksa, o zaman herkes kendi benlik ve/veya kişilik mağarasına sığınıp, oradan insanlarla iletişim kurmaya çalışacak, gücü oranında kişilik motifini ve dürbününü savunma mücadelesi verecektir.
Aynı durum iş yerleri ve işletmeler için de geçerlidir. İşletme müdürü, farklı mizaç ve kişilik motiflerinin var olduğu bilgisine göre insanlarla iletişim kurmuyorsa, o zaman herkesi kendi kişilik motifi doğrultusunda şekillendirmeyi, esas vazife bilecek, istişarelerde bakış açısının tek doğru olduğunu farkında olmadan dayatacaktır. Başarılı yönetimi de, insanların kendine ses çıkarmaması, hiç kimsenin alınan kararlara itiraz etmemesi ve kendisine yapılan muhalefetin azlığı ile değerlendirecektir. Bu arada gerçek istişare ve meşveret ruhunun, farklı mizaç ve kişilikte olan farklı uzmanlarla yapıldığında daha iyi şekilde ortaya konulduğunu da, bilerek veya bilmeyerek göz ardı edecektir. İstişare heyetlerini hep kendisine benzeyen, uyumlu, ses çıkarmayan kişilerden oluşturacak ve kendince mükemmel işleyen yönetimler oluşturduğuna sevinecektir.
İnsanlar kendi kişilik motiflerinin farkına varıp, üstün ve zayıf yanlarını keşfetmedikçe, diğer insanların mizaç ve kişilik motiflerine saygı duymadıkça, farklı kişilik motiflerinin üstün yanlarını bir araya getirip kolektif şuurla çalışan takımlar kurmadıkça, mizaç ve kişilik terörünün kökü belki de kurutulamayacaktır.
Her insan hayatın her alanında mizaç ve kişilik terörü havası estirmekten kaçınmak istiyorsa, kendini tanıma ve keşfetme yolculuğuna çıkmalıdır. Kişi kendini keşfettikçe, farklılıkların büyük bir kısmının, insanların kişilik motiflerinden kaynaklandığını görecektir. Herkesi olduğu gibi kabul etmenin ve konumuna saygı göstermenin arka plânında yatan hakikatlerden birisi, bu zenginliğin farkında olmaktır.
Selim Aydın
Bilgileriniz güvende!
Bu sitede 128 bit güvenlik sertifikası
kullanılmaktadır.
(c) İNKA Eğitim ve Danışmanlık
A.Ş. Bu sayfada yer alan bilgilerin ve testlerin her türlü kullanım
hakkı İNKA Eğitim ve Danışmanlık A.Ş.'ye aittir. Bilgiler ve testler,
önceden yazılı izin alınmadan çoğaltılamaz, kullanılamaz.
İNKA Eğitim ve Danışmanlık A.Ş.
Tel: 0216 4743310 pbx
Faks: 0216
4743315
E-mail: kisilik@kisiliktesti.com